Advanced Search

Show simple item record

dc.contributor.advisorÇeliker, Halim
dc.contributor.authorGeçer, Neslihan
dc.date.accessioned2014-07-02T16:53:41Z
dc.date.available2014-07-02T16:53:41Z
dc.date.issued1998
dc.identifier.uri
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11421/3647
dc.descriptionTez (yüksek lisans) - Anadolu Üniversitesien_US
dc.descriptionAnadolu Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalıen_US
dc.descriptionKayıt no: 133292en_US
dc.description.abstractGördüğümüz her şey bir dokuya sahiptir. Her cismin yüzeyinde, yalnız o cinsi belirleyen, faklı dokular vardır. Bunlar mikroskobik ölçülerden, gözle fark edilir olanlara kadar çok çeşitli biçimlerde dizilmiş, birimlerden oluşmaktadır. Kendi vücudumuzun anatomik yapışı düşünüldüğünde ; beynimizi düşündüğümüzde yine bir çok hücre ve dokulardan oluşan yapı söz konusu olur. Doku elemanı, insanlar resim yapmaya başladığından beri vardı ve ilerledikçe kendisini daha çok vurguladı. İlk önceleri resim belli kurallara uyularak yapılırken, doku sadece vizüel olarak yer alıyordu. Doğa yapısının önemli bir elemanı olan doku, sanat yapıtının da kuvvetli bir elemanıdır. Bütün eserler ister bina, ister heykel, ister resim olsun dokudan yoksun değildir. Doku resim düzlemi üzerindeki pictural etkiler elde etmek için kullanılan bir unsur olmasına rağmen, kendisi ne denli gerçekse, oluşturduğu etkiler de o denli gerçektir. Bir rengi parmaklarımızı sürmekle hissedemeyiz ama dokuyu resim düzlemi üzerinde parmaklar yardımıyla algılayabiliriz. Doğal dokunun, malzemenin direkt kullanılmasıyla, resimdeki bazı kurallar yıkıldı. Sanatçılar daha özgün çalıştılar. Dokuyu vurgulamak için, çevreden topladıkları malzemenin resmini yapmak yerine gerçeğini koydular. Fakat resimde boya malzemesi hala yerini korumaktadır. Sanatçı hissedilmesi gereken dokuyu, fırça vuruşlarıyla boyaya şekil vererek anlatmaya çalışır. Neden doku? Çünkü doku görsel anlatımda yapı taşıdır. Bizi tekilden çoğula götüren, kalabalığın tek sesten koroya varışın verdiği heyecan nedir? Tıpkı müzik ve şiirdeki ölçüye benzer bir ritim duygusu olmalı bu. Davula vurulan tek vuruş yankılanmaz, sönüverir. Heyecan vermesi için tıpkı yürek vuruşu gibi yinelenmeli, nakarat halini almalı, dokuya dönüşmelidir. Belki de bir coşkuya dönüşüm amaç! Sanırım, görsel anlatımda dokunun temel bir unsur olması ; bir renk kadar, biçim kadar, çizgi ve leke kadar vazgeçilmez olmasındaki güç ve gizem burada yatıyor. Çevremizi bu denli saran dokunun sanatta yer almaması mümkün değildir.en_US
dc.language.isoturen_US
dc.publisherAnadolu Üniversitesien_US
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen_US
dc.subjectDoku (Sanat)en_US
dc.subjectGörsel algıen_US
dc.titleGörsel anlatımda dokuen_US
dc.typemasterThesisen_US
dc.contributor.departmentEğitim Bilimleri Enstitüsüen_US
dc.identifier.startpageX, 103 y.en_US
dc.relation.publicationcategoryTezen_US


Files in this item

Thumbnail

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record